Gazzelileri vatanlarından edip Gazze’yi yeniden “imar” edeceğiz, diyen Trmup’a akıl verenlerin gözden kaçırdığı bir nokta var. Filistin meselesinin özünü teşkil eden çekirdek nokta:
Filistin, sadece bir halkın vatanı değildir. Filistin meselesi de sadece bir halkın özgürlüğü ve devlet hakkına kavuşması meselesi değildir.
Filistin, Mescid-i Aksâ’nın mekânı olmakla, ilâhî tayinle bütün Müslümanlar için mübarek, mukaddes bir yurttur.
Müslümanların zihinlerinde mukaddes mekân kavramını yok etme projesi yeni değildir. İki yüz üç yüz yıldır, özenle üzerinde çalışılan bir projedir.
Dıştan bakıldığında dinî gibi görülen bu projeye bir de seküler proje eklendi: FKÖ döneminde Filistin’i salt bir halkın yurdu olarak tanıtma yönünde, ulusalcı Sol tandanslı özenli bir proje yürütüldü.
Siyonistlerin bu iki yönlü projeden beklentisi; Filistin’in dünya Müslümanlarının zihninden kazınması, Filistinlilerin yalnızlaştırılması ve Filistin davasının yalıtılıp imha edilmesiydi.
İşler tersine döndü: Şeyh Ahmed Yasin’in önderliğindeki Filistin Müslümanları, Mescid-i Aksâ’nın Müslüman zihinlerdeki kudsiyetini ihya ettikleri gibi, onu FKÖ döneminde derinleşen Filistin’in yurt olması bilinciyle bütünleştirip büyük Filistin davasını yeniden inşa ettiler.
Siyonistler, bir dinî eğilimi seküler amaçlar için kullanırken İslâmî şuur, seküler bir eğilimi İslâmî mücadelenin içinde eritti. Zaferin özünü de kimsenin konuşmadığı bu başarı oluşturmaktadır.
Artık Filistin meselesi, modern terminoloji ile hem bir halkın özgürlüğü ve yurt meselesidir hem bir dinin mukaddes mekân meselesidir. Bu, geçmişle bugünü, inançla fikri, dünya ile ahireti buluşturan ve yarınlar için seferber eden bir büyük birlik yaklaşımıdır. Birlik sağlandığında büyük zafer yaklaşmıştır.
Siyonistler ve destekçileri, bunu görüyor ve bundan ürküyorlar. Bunun için yüzyıldır estirdikleri teröre derin bir rüşvet eklemek istiyorlar: Filistin halkına dünyayı vaat ederek kafaları karıştırmayı ve Filistin’i tamamen ele geçirmek için zaman kazanmayı umuyorlar.
Yahudi uygarlığı, baştan başa bir kötülük uygarlığıdır. Güç bulduğunda kan döker; para bulduğunda ruhları öldürür.
Yahudi; bugüne kadar Gazze’de kan döktü, şimdi elindeki parasal imkânla Gazze’yi bir zevkusefa mekânına dönüştürmek istiyor.
Cihadın şehri Gazze; mukaddes topraklarda, Mescid-i Aksâ’nın yanı başında, eski Beyrut misali bir günah şehrine dönüştürülmeye çalışılıyor. Aynı zamanda benzer bir proje Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere için yürütülüyor.
Bu, geçmişi George W. Bush’a dayanan, siyonizmle Evanjelist Hıristiyanlık birliğinin tasarladığı oldukça milimetrik planlanmış bir projedir. İdeolojilerle aldatılamayan, dinî söylemlere sahip ihtilafçı uç akımlarla birbirine düşürülüp imha edilemeyen Müslümanların zevkusefa ile köleleştirilmesi projesi…
ABD’deki Siyonizm yanlısı Evanjelist muhafazakârlık siyasetinin öncüsü Eski Savunma Bakanı (1989-1993) ve ABD Başkan Yardımcısı (2001-2009) Dick Cheney’in görevi sırasında işaretlerini verdiği bir imha projesi… Bizim kültürel istila dediğimiz istila türünün cehennem çukuru…
2000’li yılların başından beri yazıyorum: Siyonist; “Rakibim yardımcımdır” ilkesiyle, stratejisiz ve ihtilafçı uç akımların kendileri için bu zevkusefa istilası projesini kolaylaştırdığına inanıyor, oradan aldığı cesaretle hareket ediyor. Ama yanılıyor.
İhtilafçı, stratejisiz, düzensiz uç akımlar, bir bütünün çatısı altında nimet, kendi başına bir dünya olduklarında ise musibettirler.
İslam dünyası, uç akımların kendi başına bir dünya olma iddiası devrini aşıyor ve bunun aşılmasında Filistin’in büyük payı vardır. Dolayısıyla Filistin, siyonizmin sadece Filistin değil, İslam aleminin tamamını ilgilendiren büyük planını da bozuyor.
Filistin’in bu büyük öncülüğü karşısında dünya Müslümanlarına düşen, Trump’ın niyetini iyi okumak ve ona dayatılana projeleri bertaraf edecek hamlelerde bulunmaktır.
https://dogruhaber.com.tr/yazar/dr-abdulkadir-turan/25912-trumpin-niyetini-dogru-okumak/